banner27

BK 48. Toplantısı (10-12 Nisan 2015 Malatya)

TGF 48. Başkanlar Konseyi Toplantısı, Malatya Gazeteciler ve Televizyoncular Cemiyeti’nin ev sahipliğinde 10-12 Nisan 2015 tarihinde Malatya’da yapıldı. Ülkemizin her köşesinden yoğun bir katılımla gerçekleşen toplantının ilk gününde, TGF Heyeti, Malatya protokolü tarafından kabul edildi.

10 Nisan 2015 Cuma 21:05
BK 48. Toplantısı (10-12 Nisan 2015 Malatya)

TGF 48. Başkanlar Konseyi Toplantısı, Malatya Gazeteciler ve Televizyoncular Cemiyeti’nin ev sahipliğinde 10-12 Nisan 2015 tarihinde Malatya’da yapıldı. Ülkemizin her köşesinden yoğun bir katılımla gerçekleşen toplantının ilk gününde, TGF Heyeti, Malatya protokolü tarafından kabul edildi. TGF Heyeti ikinci gün Başkanlar Konseyi toplantısını gerçekeştirirken, sonrasında Malatya’nın tarihi ve turistik yerlerinde gözlem ve incelemelerde bulundu. TGF Kadın Gazeteciler Toplantısının da gerçekleştirildiği Malatya 48. Başkanlar Konseyi toplantısında yapılan değerlendirmeler sonunda alınan karar ve tespitlerden oluşan sonuç bildirgesi şöyle:  

1-    TGF,  mesleki sorunların nihai çözüm adresinin Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğuna inanmakta ve hangi partiden olursa olsun, mümkün olduğu kadar fazla sayıda meslektaşının TBMM çatısı altında yer alması gerektiğini savunmaktadır. Bu bağlamda Başkanlar Konseyi; 7 Haziran seçimleri için milletvekili adaylığı kesinleşen Genel Başkan Atilla Sertel’e  ‘Onursal Başkan’  sıfatı verilmesini ve seçildiği taktirde, mesleki sorunların çözümüne yönelik Meclis çatısı altında vereceği mücadeleye sonuna kadar destek olma kararı almıştır. 

2-    Gazetecilerin ellerinden alınan yıpranma payı haklarının geri verilmesine yönelik olarak çıkartılan kanundaki eksiklikler giderilmelidir. Sadece sarı basın kartlı gazetecilerin bu haktan yararlandırılması, 212 Sayılı Basın Yasası’na göre ‘fikir işçisi’ statüsünde çalışan ancak sarı basın kartı almamış olan meslektaşlarımızın mağduriyetine yol açmaktadır. Aynı şekilde 20 yıllık çalışma süresi için 5 yıl olması gereken yıpranma payı süresinin de 3 yıl ile sınırlandırılması, yıllar önce ‘kazanılmış hakkın’ açıkça ihlali anlamına gelmektedir. Risk grubundaki mesleklerin başında gelen gazetecilikte yıpranma payı uygulaması, yeni bir kanun maddesiyle mutlak surette ilk haline kavuşturulmalıdır. Hukukta ‘kazanılmış hak’ kutsaldır ve TGF meslektaşlarının bu hakkının sonuna kadar takipçisi olacaktır.  

3-    Resmi ilan alma hakkına sahip olan gazetelerin periyodik aralıklarla denetlenmesi sırasında oluşturulan Denetleme Kurulu Üyeleri’nin belirlenmesinde tartışmalı isimler gündeme gelmektedir. Basın İlan Kurumu’nun 79. Maddesi’nde, seçilecek olan denetleme kurulu üyelerinin basın kuruluşu ile akrabalık dereceleri dikkate alınarak “Kesinlikle Denetleme Kuruluna seçilemezler” denilmektedir. Muğlak bir içerik taşıyan bu madde, “Basın Kuruluşlarının sahipleriyle birinci, ikinci veya üçüncü derece akrabalık ilişkisi taşıyan sarı basın kartı mensupları kendi gazetelerini denetleyemezler” ifadesine dönüştürülmeli, böylelikle konu ile ilgili istifhamlar ortadan kaldırılmalıdır.

4-    Yerel basının resmi ilan gelirleriyle ilgili olarak son zamanlarda en küçük bir iyileştirme dahi olmamış, bu durum basın kuruluşlarını enflasyona karşı yenik düşmesine yol açmıştır. Resmi ilanların sütun santim fiyatları adeta sabit bırakılmış, buna mukabil yaygın basın için ek katsayılar getirilmiştir. Vasıflı gazeteler için getirilen yeni kriterler, yayın yapılan il ya da ilçelerdeki nüfus oranları dikkate alınmadan getirilmiş, bu durum da hiç de adaletli olmayan bir tabloyu ortaya çıkarmıştır. Gazetelerin zorunlu kadro ve tiraj koşullarının, yayın yapılan il ya da ilçelerin nüfus yapıları da dikkate alınarak yeniden belirlenmesi adil bir paylaşım için şart olmuştur. 

5-    Sarı Basın Kartının resmi ve özel kurumlarda resmi kimlik olarak kabul görmemesi halen önemli bir sorundur. Kamu kurumları ve özellikle bankaların sarı basın kartını resmi kimlik olarak kabul etmeleri yönünde, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’ne büyük sorumluluk düşmektedir. Başbakanlığa bağlı bir kurum tarafından verilen ve üzerinde “Başbakanlık” unvanının açıkça yer aldığı bir kimliğe “göstermelik” bir belge muamelesinin yapılması kabul edilemez. BYEGM bu konu ile ilgili girişimlerini sonuç alıcı bir uygulamayla somutlaştırmalıdır. 

6-    Sosyal Güvenlik Kurumu’nun, gazetecinin her yeni işe girişinde “işe giriş bildirgesi” istemesi gereksiz bir prosedür olarak algılanmaktadır. Devlette lüzumsuz kırtasiye işlemlerinin azaltılmaya çalışıldığı bir dönemde bu uygulamanın sürdürülmekte olması manidardır. SGK’nın kayıtlarında zaten var olan bir belgenin yeniden talep edilmesinden vazgeçilmeli, elektronik ortamdaki veriler yeterli görülmelidir.

7-    Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü’nün, Sarı Basın Kartları Komisyonu’nun son toplantısında aldığı kararları halen daha onaylamaması yanlıştır. ‘İlk kez kart alacaklara’ onay veren BYEGM Genel Müdürü, ‘sürekli’ kart almaya hak kazanan gazeteciler ile ilgili kararı daha fazla bekletmeden onaylamalı, kendi kurumunun bünyesinde kurulan Sarı Basın Kartları Komisyonu’nu yok saymadığını beyan etmelidir. Yönetmelikle kurulmuş olan BYEGM bünyesindeki Sarı Basın Kartları Komisyonu’na böylelikle yeniden işlev kazandırılmalıdır.  

8-    Ülkemizde, basın özgürlüğü ile ilgili sorunlar giderek katlanarak devam etmektedir. Özellikle son günlerde uygulanan yayın yasakları, zaten çeşitli yasa maddeleriyle eli kolu bağlanan basın kuruluşlarını daha da zora sokmakta ve halkın haber alma hürriyeti sekteye uğramaktadır.  Bu tür baskıcı uygulamalar Türk basınını evrensel standartların çok gerisine götürmekte, ülkemizin çağdaş dünya nezdindeki itibarına gölge düşürmektedir. Gazetelerin hazırlanması, basılması ve dağıtımının yapılması sırasında yapılan her müdahale açık sansürdür. Hiçbir hukuk devletinde yayımlanmamış yazı, haber, fotoğraf, gazete, dergi veya kitap suç olamaz, olmamalıdır. Yayımlanmışsa da yasalarda zaten müeyyidesi fazlasıyla vardır. Gizli ya da açık sansür basın özgürlüğüne ağır darbedir ve maalesef son yıllarda ülkemiz medyasının adeta kabusu olmuştur. Bu tür yaklaşım içeren uygulamalardan kaçınılmalıdır.

9-    Son yıllarda yerel medyaya yönelik olarak açılan davalar artmakta ve adliyeler basın kuruluşlarının sorumluları için adeta ikinci adres olmaktadır. Bu davaların raporlanması ve basın kuruluşlarına yardımcı olunması bir zaruret olarak ortaya çıkmaktadır. TGF öncülüğünde, bu konu ile ilgili olarak bir Hukuki Destek Birimi oluşturulması doğrultusunda çalışma başlatılması kararlaştırılmıştır.