banner27

BK 5. Toplantısı (25 Ekim 1996 Adana)

25-28 Ekim tarihlerinde, Adana’da toplanan 45 Gazeteciler Cemiyeti Başkanının katılımıyla gerçekleşen toplantıda, Anadolu basınının sorunları, basın özgürlüğü, basında tekelleşme tartışıldı. Federasyon ya da Basın Meslek Odaları şeklinde bir örgütlenmenin meslek ilkelerinin yaşama geçirilmesinde ve yitirilen saygınlığın yeniden kazanılmasında önemi gündeme getirildi.

25 Ekim 0000 Çarşamba 23:21
BK 5. Toplantısı (25 Ekim 1996 Adana)

 25-28 Ekim tarihlerinde, Adana’da toplanan 45 Gazeteciler Cemiyeti Başkanının katılımıyla gerçekleşen toplantıda, Anadolu basınının sorunları, basın özgürlüğü, basında tekelleşme tartışıldı. Federasyon ya da Basın Meslek Odaları şeklinde bir örgütlenmenin meslek ilkelerinin yaşama geçirilmesinde ve yitirilen saygınlığın yeniden kazanılmasında önemi gündeme getirildi.

Balıkesir İli Gazeteciler Cemiyetinin, “Gazeteciler Federasyonu ve Basın Meslek Odaları Kuruluşu ile ilgili görüşler”ini bildirdiği raporunda şunlar belirtildi:

“Ülkemizde mevcut basın mesleğini ve mensuplarını temsil eden kuruluşların güçbirliği halinde bir çatı altında toplanması ihtiyacı giderek artmaktadır.

Aydın’da başlayan ve Adana’da beşincisini gerçekleştirmekte olduğumuz toplantılar zinciri bu konudaki ortak isteği ortaya çıkartmıştır.

Bugüne kadar “Türkiye Gazeteciler Cemiyetleri Başkanları Konseyi” adıyla toplanan, ancak yasal bir dayanağı olmayan bu platformun nasıl bir oluşum içinde tüzel kişilik kazanacağı henüz belirlenememiştir.

Bu konuda iki ayrı öneri mevcuttur:

“Gazeteciler Federasyonu” veya “Basın Meslek Odaları”

Basın mesleğinin saygınlığının korunması, güçlendirilmesi ve benimsenen ilkeler doğrultusunda icra edilmesi amacıyla önerilen ilk alternatif “Gazeteciler Federasyonu”dur.

Böyle bir federasyon mevcut yasa gereği “Kamuya Yararlı Dernek” statüsündeki üç cemiyet tarafından kurulacaktır. Türkiye’de kurulu bulunan ve dileyen diğer tüm cemiyetlerin katılması düşünülen bu federasyonun kuruluş gerekçesi “Basın mesleğinin gelişmesi, saygınlığının korunması, düşünce özgürlüğünün her türlü kısıtlama ve saldırılara karşı korunması için içe yönelik otokontrol etkinliğinin de birlik-beraberlik içinde uygulanması” olarak ifade edilmektedir.



Bu amaca ulaşmak için belirlenen temel ilkeler ise;



a) Gazetecilik mesleğinin ahlaka aykırı özel amaçlara ve çıkarlara alet edilemeyeceği,

b) Yayın yolu ile hiç kimsenin ırk, cinsiyet, sosyal durum ve dini inançları nedeni ile kınanamayacağı, aşağılanamayacağı,

c) Düşünce, vicdan ve ifade özgürlüklerinin sınırlandırılmasını, genel ahlak anlayışını, aile kurumlarının temel dayanaklarını sarsıcı, incitici yayınlar yapılamayacağı,

d) Devletin, milleti ve ülkesi ile bütünlüğünün tartışılamayacağı,

e) Halkın gerçekleri öğrenme hakkından kesinlikle ödün verilemeyeceği, olarak belirlenmektedir.



Bu ilkeleri uluslararası basın meslek ilkeleri çerçevesinde genişletmek mümkündür.

Günümüzde genel olarak benimsenen meslek ilkeleri, kurulması planlanan Gazeteciler Federasyonu’nun ilkeleriyle aynı doğrultudadır.

Gerek yaygın basının, gerekse yerel gazetelerimizin neredeyse tümü yukarıda ifade bulan “Basın Meslek İlkeleri’ne uymaya söz verdiğini” zaten ilan etmektedir.

Ancak verilen bu sözün yaşama geçirilmesi sırasında durum çok farklıdır. Gazetelerinin bir köşesinde meslek ilkelerine söz verdiğini ilan eden pek çok basın kuruluşu yayınlarında bu ilkelere hiç ama hiç önem vermemekte, hatta bu ilkeleri gözardı etmekte, bu ilkeleri ayaklar altına almaktadır.

Bize göre konunun can alıcı noktası da burada yatmaktadır.

Son derece iyi niyetlerle ve mesleğimizi korumaya yönelik duygularla kurulması istenen Gazeteciler Federasyonu’nun bu tür yayınlar ve kuruluşlar karşısındaki tavrı ne olacaktır?

Bugün alınacak kararlarla belki de yaşama geçirilmesini sağlayacağımız bu federasyon, meslek ilkelerine uymayan basın-yayın kuruluşlarna hangi yaptırımları uygulayacaktır?

Yürürlükteki yasa gereği, kurmayı düşündüğümüz bir federasyonun bu tür olaylar karşısında “kınama”dan öte yapabileceği hiçbir şey yoktur.

Gönüllülük temeline dayalı olan derneklerde olduğu gibi bu derneklerin oluşturacağı bir federasyonun da tüm meslek mensupları üzerinde geçerli bir yaptırım gücü olması mümkün değildir.

Cemiyetlerin ve bunların oluşturacağı bir federasyonun mesleki anlamda bir denetim mekanizması olması da mümkün değildir. Yürürlükteki 2908 sayılı Dernekler Yasası’nın 18. Maddesindeki “Hiç kimse bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmaya zorlanamaz. Her üye istifa hakkına sahiptir” ifadesiyle derneklere zorla üye kaydedilemeyeceği” hükme bağlanmıştır. Yine aynı madde, derneklerden istifanın tek taraflı bir tasarruf olduğuna hükmetmektedir. Dolayısıyla bu yasaya uygun kurulmuş bulunan derneklerimizin yaptırım gücü üyeleriyle sınırlı olup, dileyen üye, istediği anda istifa ederek ayrılma, ancak gazetecilik mesleğini bildiği gibi sürdürme hakkına da sahiptir.

Bir derneğin üyesi olmayan kişi ve kuruluşlar üzerinde söz sahibi olamayacağı da bir başka gerçektir.

Federasyonun belirleyeceği ilkelerin uygulama alanı da Dernekler Yasası ile çizilmektedir. Yani bir derneğe üye olmayan kişi veya kuruluş, o derneğin kararlarına uymak zorunda bırakılamaz.

Üyeler ise diledikleri anda istifa ederek kararlara uymamak hakkını korurlar.

Bazı illerimizde birden fazla gazeteciler cemiyeti vardır. Mevcut dernekleri benimsemeyen yedi kişi biraraya gelip üçüncü, hatta dördüncü cemiyetleri de kurabilirler. Bunun için hiçbir yasal engel de bulunmamaktadır.

Aynı şekilde bu yeni dernekler -ya da önce mevcut olan fakat federasyona katılmayanlar- arasından kamuya yararlı dernek statüsüne sahip olan üç tanesi birleşerek yeni bir federasyon oluşturabilirler.

Bu durumda özlenen birliktelik yine sağlanamayacaktır.

Mevcut Dernekler Kanunu’nun federasyon ve konfederasyonlarla ilgili hükümlerin yer aldığı dördüncü bölümünde aynı amaçlarla kurulabilecek federasyon sayısına bir sınırlama getirmemektedir.

Bu örnekleri vermemizin amacı, örgütlenme hakkının sınırlandırılmasından yana oluşumuz değildir. Ancak Aksaray Toplantısı’nda benimsendiği gibi “Her ilde bir cemiyetin bulunmasında yarar vardır.”

Dolayısıyla ülke çapındaki meslek örgütlerinin bir çatı altında toplanmaları da asıl amacımızdır.

Dikkatlerimizden kaçmaması gereken bir başka nokta da, merkezi nerede olursa olsun, kuracağımız bir federasyon yönetim gücünün, Anadolu’da nasıl temsil edileceğidir.

Mevcut yasaya göre “federasyonlar ne ad altında olursa olsun merkezleri dışında örgüt kuramazlar, temsilcilik açamazlar.”

Bu durumda Anadolu’da kurulu bulunan Gazeteciler Cemiyetleri ağırlıklı olarak federasyon yönetimi dışında kalacak, yerel sorunlarının çözümünde federasyonun gücünü gerektiği şekilde arkalarında bulamayacaklardır.

Basın mesleği ciddi ve güçlü bir kuruluş tarafından temsil edilmeli, yönlendirilmelidir.

Aksi takdirde şu anda mesleğimizin yaşadığı belirsizlikler ve karmaşa sürüp gidecektir.

Mesleğimizin hızla erozyona uğrayan saygınlığı ve etkinliği de tamamıyla yok olacaktır.

Bu günleri bile arayacağımız günler uzakta değildir.

Bu noktada sorulması gereken bir soru vardır.

-Mesleki bazda- kişi ve kuruluşlar üzerinde bağlayıcı bir karar yetkisi bulunmayan, yaptırım gücü olmayan ve gerek üyelik, gerekse kararları benimseme konusunda tamamiyle “gönüllülük” temelleri üzerinde duracak olan bir Gazeteciler Federasyonu hangi gücüyle birleştirici olacaktır.

Oysa mesleğimizin ciddi anlamda birlikteliğe ihtiyacı vardır...

Bu birlikteliği sağlayacak olan örgütlenme modeli BASIN MESLEK ODALARI’dır.

Uyulması gereken mevcut meslek ilkelerini korumak ve basın kuruluşlarının bu ilkelere uymasını sağlamak, üyeleri üzerinde belli bir yaptırım gücüne sahip, ODA statüsündeki bir kuruluşun gücüyle gerçekleşebilir.

Federasyon Tüzüğü taslağında belirtilen meslek ilkelerini aynen -hatta genişleterek- kabul eden bir Basın Meslek Odası bu ilkelerin uygulanması noktasında yaptırım gücüne sahip olacağından bir federasyona göre çok daha avantajlı olacaktır.

Her şeyden önce, ODA statüsüne kavuşacak olan derneklerimiz bu statünün kendilerine vereceği güçle Anadolu’nun dört bir yanında mesleki sorunlarımızın çözümü için çalışabilecek, yerel problemlerini hızla kendisi çözebilecektir.

Gerçek anlamda bir güçbirliğinin sağlanabileceği, meslek ilkelerinin yaşama geçirilebileceği BASIN MESLEK ODALARI, zedelenen mesleki saygınlığımızı da yeniden sağlayacaktır.

Basın özgürlüğü, hepimizin büyük bir hassasiyetle sahip çıkması gereken bir hakkımızdır. Ancak bu özgürlüğün bilincinde olmak, bizlere yüklediği sorumluluğun gereklerini yerine getirmek gerekir. Özgürlüğümüzden ödün vermediğimiz gibi bu önemli sorumluluğu taşımaktan da kaçınamayız...

Günümüzde ise basın özgürlüğünü savunan, ancak bu özgürlüğün arkasına sığınarak kamu vicdanını zedeleyen, kamuoyunu yanıltan, basın özgürlüğünü siyasi, ticari ya da dini emellerine alet eden kurumların sayısı giderek artmaktadır.

Özgürlüklerin de sınırları olduğunu unutmamak, bu sınırlara hassasiyetle uymak gerekmektedir.

Basın özgürlüğünü sonsuz ve sınırsız bir hürriyet gibi algılamak ve o şekilde hareket etmek mesleğimize ağır darbeler vurmaktadır.

Basın Meslek odaları hür basının ihtiyacı olan basın özgürlüğünün sınırlarını kendi kendimizin çizmesini sağlayacak, sahip olacağı yaptırım gücüyle meslek ilkelerimize uyulmasını denetleyecek bir otokontrol mekanizması olacaktır.

Aksi takdirde alacağımız tüm kararlar “iyiniyetli bir temenni”den öteye gitmeyecektir.



***



Çukurova Gazeteciler Cemiyeti’nin Adana toplantısında sunduğu rapor ise “Yazılı ve Görsel Basının Sorunları”nı içermekte:

1) Öncelikle yerel basın, yaygın basın ile değerlendirilmemelidir.

2) Yaygın basına verilen teşvik kredileri dolara endeksli olduğundan yerel basın, kredi almaktan korkmaktadır. Yerel basına verilecek kredilerin miktarı esasında yaygın basın kadar fazla değildir. O bakımdan bu kredilerin uzun vadeli ve düşük faizli sanayi kredisi olarak, Türk lirasına endeksli hale getirilmesi gerekmektedir.

3) Yerel basının ilan-reklam gelirlerinin tamamı ya da bir bölümü vergi dışı bırakılmalıdır.

a) Yerel basında kâğıda sübvansiyon uygulanmalıdır. (kâğıdın başka amaçlarla el değiştirmesini önlemek için sübvansiyonlu ürünlerde filigran uygulaması yapılabilir.)

4) Basın İlan Kurumu’nun önderliğinde, yerel basın kuruluşları ile bir çatı altında toplanarak ortak bir sistem kurulmalı ve gazete baskıları bu tesiste yapılmalıdır.

5) Kamu kuruluşlarının ilanları, büyük şehirlerde yayınlanan ve Basın İlan Kurumu statüsüne bağlı ve yine şimdi olduğu gibi, Basın İlan Kurumu puanlarına orantılı olarak dağıtılmalıdır.

6) Yerel basına sübvansiyon sağlayan Resmi İlan Tarifesi her yıl yükseltilmesine karşın artan maliyetleri karşılamada yeterli olmaktan uzaktır.



1980’li yıllarda İhale Yasası’nda yapılan değişikliklerle yerel gazetelerde ilanların yayın sayısı azaltılmıştır. Ayrıca 2886 sayılı yasaya tabi olmayan kamu kuruluşları alım-satım ilanlarını yerel gazeteler dışındaki araçlarla (hoparlör, duvar ilanı, vs...) yapmaktadırlar. Bu da basın ilanlarının hacmini düşürmektedir.

Kamu ilanlarının yerel basına yansıyan hacmini artırıcı karar ve önlemlere her zamankinden fazla gereksinim duyulmaktadır.

Türk Basını’nda toplumun çoğulcu yapısını tehdit eden tekelleşme eğilimlerinin, kamu çıkarı gözönüne alınarak önlenmesi için, batı tipi uygulamalarında başarılı sonuçlar alındığı gözlenen türde, Radyo ve TV’lerde olduğu gibi yazılı basında “Antitekel Yasası” çıkarılmalıdır.

Haksız rekabet koşullarının ortadan kaldırılması amacıyla “kültür amaçlı” programlar dışında bütün lotarya ve promosyon uygulamaları yasayla engellenmelidir.



7) Posta ücretlerinde, tıpkı telefonlarda olduğu gibi yüzde 50 indirim sağlanmalıdır. Dolayısıyla gazeteler abonelere daha ucuz şekilde ulaştırılır.

8) Anadolu Ajansı’nın yerel basına uyguladığı ücretlerin indiriminde, yeniden düzenleme yapılması, yanı sıra geciken ücretlerde ajans haber akışını kesme yerine, belirli bir faiz uygulayarak geciken ücretleri tahsil etmelidir.

9) Gazete ve kitaptan Katma Değer Vergisi kaldırılmalıdır.

10) Toplumda gazete, kitap okunmasını özendirmek için Kültür Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve basın kuruluşlarının ortak çalışmaları sağlanmalıdır.

Milli Eğitim Bakanlığı’nca 1996/1997 eğitim-öğretim yılında okullarda uygulanacak okuma saatlerinde öğrencilerin yerel gazeteleri de okumaları özendirilmelidir.

11) Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü’nce geleneksel olarak düzenlenen Özendirme Yarışmalarında yerel basın mensuplarının ilgisini çekici maddi ödüller konulmalıdır.

Gazetecilerin mesleki örgütlenmelerinde özlük haklarını, kültürel haklarını korumak, yasalar ve basın ahlak ilkelerine karşı sorumluluklarını düzenlemek amacıyla “Basın Odası” kurulması için yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

12) Teknolojik gelişmelerden faydalanılması için, bir defa olmak üzere gümrüksüz makina ve ekipman dışalım izni verilmelidir.

13) Haksız rekabeti önlemek için kültür ağırlıklı ve gazete maliyetine yansıtılmayacak promosyonların dışında, getirilecek bir yasayla, lotarya, promosyon ve kupon gazeteciliğine derhal son verilmelidir.

14) Dağıtım tekeli mutlaka kırılmalı, TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilen; Süreli ve Süresiz yayınların dağıtımının engellenmesi durumunda, kapatma veya para cezası uygulaması yasa teklifi, TBMM’den bir an önce çıkarılmalıdır.

15) Basında kıdem tazminatlarına güvence getirilmeli, Özel Sigorta Sistemi kurulmalıdır.

16) Özel televizyon kuruluşlarında sarı basın kartı sahibi gazeteci çalıştırma zorunluluğu getirilmelidir.

17) 657 sayılı yasayla getirilen kamu görevlililerinin bilgi ve demeç verme konusundaki kavramlar, gazetecilerin haber alma özgürlüklerini kolaylaştırıcı şekilde düzenlenmelidir.

18) Yerel radyo ve TV’lerin çalışmalarının düzenlenmesi amacıyla RTÜK İl Temsilciliği kurulmalıdır.

19) Toplumda çeşitli rahatsızlıklara yol açan “frekans kirliliği”nin önlenmesi amacıyla, radyolar üzerinde bir an önce çalışmaya başlanmalıdır.



KAYNAK:

20) Bütün bu önerilen ekonomik iyileştirmeler için gerekli kaynak, televizyon reklamlarından “Yerel Basını Kalkındırma Fonu” adı altında pay alınması sağlanabilir.

Adana, Türkiye’nin ikinci büyük metropolü olmaya aday bir bölgenin merkezi konumunda. Dolayısıyla uluslararası ilişkilerin de gelişmesine muhakkak gözüyle bakılan Adana’da bir Ulusal Basın Merkezi kurulması zorunluluk gibi gözükmektedir. Bu amaçla bütçeye ödenek konulması beklenmektedir.



Görsel Basının Sorunları

1. Türk Telekom’un Yerel, Ulusal ve Uluslararası TV’lere uyguladığı ücret tarifesi arasında çok büyük farklar bulunmaktadır. Şöyle ki:



a) Geçtiğimiz yıl aylık 50 milyon lira olan kablolu TV aboneliği, % 50 oranında artırılarak, süreli 75 milyon liraya çıkarılmıştır.

b) Türk Telekom yerel bir televizyon yayınını 3 aylık peşin almak ön şartı ile 225 milyon lira tahsil edilerek yayınlıyor. Oysa; telefon aboneliğinde fatura aylık konuşma yapıldıktan sonra tahsil ediliyor. Kablolu televizyonda ise daha yayın yapılmadan 3 aylık peşin olarak tahsil ediliyor.

c) Yaygın televizyonlar ülke genelinde yayın yapmalarına karşın, Türk Telekom’a sadece 250 milyon lira öderken, yalnız bir kente yayın yapan yerel televizyonlardan 75 milyon lira alınıyor.

d) Uluslararası televizyonlar, kablolu televizyondan ücretsiz yararlanıyor. Üstelik Telekom, uluslararası televizyonların görüntülerini en kaliteli olan K kanalından yayınlarken, yerel televizyonlara en kalitesiz olan F kanalı tahsis ediliyor.



2. Meteoroloji istasyonları ve TV’ler konumları farklı olsa da kamu görevi yapan kuruluşlardır. Özellikle meteoroloji istasyonlarının asil görevi günlük ve haftalık hava raporunu saptamak ve bu bilgileri kamuoyuna aktarmaktır. Varlık nedeni de budur. Ancak;

a) Kurulduğu günden bu yana, Radyo ve TV’lere hava raporlarını ücretsiz servis yapan meteoroloji 8 aydan bu yana, radyo ve TV’lerden ayda 12 milyon 500 bin lira olmak üzere, 3 aylığı peşin 37 milyon 500 bin lira almaktadır.

b) Birçok gideri olmasına karşın, gelir kaynağı sadece reklam olan TV’ler, bu ücreti vermekte zorlanıyorlar ve dolayısıyla hava raporlarını kamuoyuna yayınlayamıyorlar.

c) Bu durumda hava raporları sadece ulusal TV’lerde yayınlanıyor. Ulusal TV’ler ise ilçe ve kırsal kesimler yerine sadece kent merkezlerinin hava durumunu vermekle yetiniyorlar. Hava raporunun yerel TV’lere verilmesi halinde, bundan başta üreticiler olmak üzere, balıkçılar ve kamuoyu daha detaylı bilgileri elde etmiş olacaktır.



3. Yaklaşık 4 yıldan bu yana yayın hayatını sürdürmeye çalışan yerel televizyonlar için çözümlenmesi gereken en önemli sorun ise yasal düzenleme yapılmaması. Bu bağlamda;

a) Televizyon şirketleri geleceğe dönük yatırım yapmayı tasarladıkları halde yasanın çıkmaması nedeniyle ciddi kaygılar taşıyorlar. Yatırım yapmaktan da çekiniyorlar.

b) Bu durum yerel TV’leri olumsuz yönde etkiliyor. Çok arzu edilmesine karşın da istenilen kalite bir türlü yakalanamıyor.

c) Ve son olarak; kablolu yayın ruhsatı için RTÜK, 5 milyar lira talep etmekte olup, bunun da yüzde 10’unu (500 milyon lira) bu ayın 26’sına kadar yatırılmasını istiyor ve bu karar da Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.



Yasanın çıkması çalışanları çok ciddi bir şekilde etkiliyor. Gerek TV yönetiminde, gerekse haber servisinde çalışan fikir işçileri yani gazeteciler, 212 sayılı çalışma yasasından yararlanamadıkları gibi, 1475 sayılı çalışma yasasına tabi tutuluyorlar. Bu nedenle konumları aynı olduğu halde basında çalışanlar ile görsel basın çalışanları arasında haksızlığa yol açıyor.



ÖZEL SİGORTALILIK

Bazı cemiyetlerin emeklilik ve sağlık vakıfları vardır. Bu vakıflar büyütülmeli, genişletilmeli, tüm yurdu kapsar hale getirilmelidir. Yani tüm Cemiyetler böyle bir vakfın çatısı altında toplanmalıdır.

Kurulacak olan bu vakıf, Sosyal Sigortalar Kurumu’nun durumu gözönünde tutularak, Basın Çalışanları adına özel bir sigorta sistemi oluşturmalı, hatta sigorta şirketi kurmalı ve Basın Çalışanlarının emeklilik hakları garanti altına alınmalıdır.

Türkiye’de bunun örnekleri vardır. Ayrıca birçok sigorta şirketi de, “ÖZEL EMEKLİLİK” adı altında uygulamalar yapmaktadır.

Burada geliştirilecek olan en önemli kural; gazetecinin bu vakfın ya da sigorta şirketinin yönetimde söz sahibi olmasıdır. Bu bağlamda öteki kural da, gazetecinin emeklilik ve sağlık primlerini kendisinin, bu sigorta şirketine yatırmasıdır. Böylece gazeteci kişi olarak “emeklilik ve sağlık hakkı”nın daha iyi takipçisi olacak ve günümüzde gözlenen birçok çarpıklığın önüne geçilecektir.



***



Adana toplantısı sonucunda; Gazeteciler Cemiyetleri Başkanlar Konseyi şu açıklamayı yapmıştır.



“Gazeteciler Cemiyetleri Başkanlar Konseyi, 45 Gazeteciler Cemiyeti Başkanının katılımı ile 25-28 Ekim 1996 günlerinde gerçekleştirilen ve Çukurova, İskenderun, Antakya, Kahramanmaraş, Adıyaman, Gaziantep ve Mersin Cemiyetlerinin evsahipliği yaptığı toplantıları sonunda kamuoyuna aşağıdaki açıklamayı sunmayı kararlaştırmıştır:

Gazeteciler Cemiyetleri Başkanlar Konseyi, Halkın gerçekleri öğrenme ve doğru bilgi edinme hakkı demek olan Basın Özgürlüğü’nün ya da daha geniş anlamı ile iletişim özgürlüğünün Batı standartlarında saptanarak güvence altına alınmasını önemli ve öncelikli sorun olarak görür.

Tüm sorunların demokrasi içerisinde çözümleneceğine inanıyor; teröre, şiddete, ırk ayrımcılığına dayanmayan her türlü düşüncenin özgürce açıklanacağı, tam bir demokrasi istiyoruz. Gazetecilerin, yazarların düşüncelerini açıklamalarından ötürü kovuşturulmaya uğramalarını, yargılanmalarını, mahkûm edilmelerini demokrasi ile bağdaştıramıyoruz ve kınıyoruz.

Demokrasinin tüm kural ve kurumları ile yerleşmesi, sosyal hukuk devletine dayalı laik Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez bütünlüğü inancına bağlı olarak; istemlerimizin başlıcalarını şöyle sıralayabiliriz:

Basın Özgürlüğü, daha doğrusu halkın gerçekleri öğrenme hakkını kısıtlayıcı hükümlerin kaldırılması, bu arada kamuoyunun sağlıklı biçimde bilgilendirilmesini engelleyen 657 sayılı devlet Personel Kanunu’nun değiştirilmesi yönündeki çalışmaları, olumlu karşılamakla beraber ilgili yasal düzenlemelerin Gazeteciler Cemiyetleri Başkanlar Konseyi adına üye meslek örgütleri temsilcilerinin görüşünün alınarak belirlenmesini zorunlu buluyoruz.

Basın Özgürlüğü ve çokseslilik önündeki engellerin yalnızca yasalardaki sınırlamalardan kaynaklanmadığını, Medya’daki yapısal değişimin ve tekelleşme eğilimlerinin de bu özgürlükler önünde ciddi bir tehlike oluşturabileceğini anımsatarak, bir an önce bu konuda yasal güvencelerin getirilmesi gereğini belirtiriz.

Gerek yaygın olsun, gerek bölgesel ve yerel olsun bütün Televizyon ve Radyoların frekans tahsislerinin bir an önce yapılarak yasal bakımdan tamamlanması ve burada çalışan gazetecilerin sosyal ve mesleki haklara kavuşturulması önem taşımaktadır.

Çoksesliliğin en önemli güvencesi olan yerel basının güçlendirilmesi için, sorunlarının öncelikle çözüme kavuşturulmasını istiyoruz.

Yıllardır güç koşullar içinde, özveri ile ve dürüstçe görev yapan, ciddi Anadolu Basınına objektif bir statü içinde destek sağlanmalıdır. Basının tarafsızlık ve bağımsızlık ilkesine bağlı kalınarak, bu desteğin başlıcaları; teknik donanım için düşük faizli uzun vadeli kredi, resmi ilanlarda Anadolu Basınına da adaletli bir biçimde dağılımını sağlayacak yasal düzenlemenin yapılması, KDV’nin kaldırılması, Enerji ve PTT hizmetlerinden, Anadolu Ajansı kaynaklarından kolaylıkla yararlanmaları şeklinde sıralanabilir.

53 Gazeteciler Cemiyeti’nden oluşan Gazeteciler Cemiyetleri Başkanlar Konseyi, yukarıda özetle dile getirdiği sorunların çözümü için, güçbirliği ve dayanışma içinde çalışmalarını inançla sürdüreceğini kamuoyuna açıklar.”



***



Adana toplantısının bir özelliği de, Gazeteciler Cemiyetleri Başkanlar Konseyi’nin çalışma yönteminin ve oluşum ilkelerinin belirlenmesidir.



GAZETECİLER CEMİYETLERİ BAŞKANLAR KONSEYİ’NİN ÇALIŞMA YÖNTEMİ VE OLUŞUM İLKELERİ (Adana toplantısında alınan kararlar)





Gazeteciler Cemiyetleri Başkanlar Konseyi’nin 5’incisi olan Adana toplantısında, Gazeteciler Cemiyetleri Başkanlar Konseyi’nin çalışma yönteminin ve oluşum ilkeleri belirlendi:

Genel İlkeler başlığı altında toplanabilecek Gazeteciler Cemiyetleri Başkanlar Konseyi’nin çalışma yöntemi şu maddelerden oluştu:

1. Gazeteciler Cemiyetleri Başkanlar Konseyi, Cemiyet Başkanlarından oluşur.

2. Kurul, 2 ile 4 ay arasındaki sürelerle, üye cemiyetlerin bulunduğu illerden birisinde toplanır. Toplantılara Cemiyet Başkanları katılır. Cemiyet Başkanı’nın mazereti nedeniyle katılmaması durumunda, görevlendireceği bir yönetim kurulu üyesi katılır.

3- Her toplantının sonunda, bir sonraki toplantının yeri, tarihi ve gündemi saptanır. Toplantının açılışında Konsey’in oy çokluğu ile gündem değişikliği yapılabilir. Madde eklenir veya çıkarılabilir.

4. Başkanlar Konseyi toplantısı, bir gece konaklama ve iki gün de çalışma şeklinde düzenlenir. Açılış bölümü dışında, Başkanlar Konseyi’nin çalışma toplantısı kapalı yapılır.

5. Başkanlar konseyi, toplantının yapıldığı ilin cemiyet/dernek başkanının başkanlığı altında toplanır.

6. İki toplantı arasında önemli bir olay nedeniyle, Başkanlar Konseyi olağanüstü toplantı yapabilir. En az 10 cemiyet başkanının çağrısı ile yapılacak olağanüstü toplantının yeri ve tarihi, çağrıyı yapan başkanların görüş birliği ile belirlenir.

7. Başkanlar Konseyi üyeleri arasındaki iletişim, aşağıda belirlenen bölgeler içinde, telefon ve faks zinciriyle sağlanır, merkez sekreterya görevini geçici olarak, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üstlenir. Başkanlar Konseyi’nde belirlenen konularda, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Gazeteciler Cemiyeti, İzmir, Çukurova, Samsun 19 Mayıs ve Güneydoğu Gazeteciler Cemiyetleri bölgesel sekreterya görevlerini üstlenirler. Bölgelerdeki cemiyetler, kendi aralarında toplantı yapabilirler. Kamuoyuna açıklama, Başkanlar Konseyi tarafından yapılır.

8. Başkanlar Konseyi’ne üye cemiyet ve derneklerin niteliği, yapısal durumları Konseyce belirlenir.

9. Yukarıda sözü edilen nitelikler arasında, aşağıdaki hususlar öncelikle dikkate alınır.

a) Başkanlar Konseyi, il düzeyinde kurulu cemiyetlerden ve derneklerden oluşur.

b) İl merkezli olan, fakat komşu illeri de kapsayan ve cemiyet veya dernek adı taşıyan kuruluşlar da Başkanlar Konseyi kararı ile Konsey’e alınabilir.

c) Her ilde birden fazla cemiyet ya da dernek varsa, birleştirilmesi için uzlaşmacı olarak çaba harcanır.

d) Her cemiyetin toplantılarda bir oy hakkı vardır.

10. Bu yönetmeliğe, Başkanlar Konseyi’nin illerdeki toplantılarında 3/2 çoğunlukla ekler yapılabilir.

11. Bu yönetmelik, Gazeteciler Cemiyeti Başkanlar Konseyi’nin 25.10.1996 tarihinde Adana’da yapılan toplantısında oybirliğiyle kabul edilerek yürürlüğe konulmuştur.

12. Bu tarihten önce, Konsey’e katılmış olan derneklerin/cemiyetlerin üyelikleri, Başkanlar Konseyi’nin saptayacağı ilkelere ve ölçülere uymamaları durumunda sona erer.

Söz konusu cemiyet/dernekler bu hükmü kabul etmiş sayılırlar.





GAZETECİLER CEMİYETLERİ KURUCU BAŞKANLAR KONSEYİ ÜYE LİSTESİ



Gazeteciler Cemiyeti                            Nazmi Bilgin

İzmir Gazeteciler Cemiyeti                     İsmail Sivri

Bursa Gazeteciler Cemiyeti                    Nuri Kolaylı

Çukurova Gazeteciler Cemiyeti              Tamer Ünal

Aksaray O. Anadolu Gazeteciler Cem.     Abdülkadir Ay

Antakya Gazeteciler Cemiyeti                Günay Çelenk

Aydın Gazeteciler Cemiyeti                    Mustafa Çezik

Balıkesir Gazeteciler Cemiyeti                 Reşit Kıpçak

Bolu Gazeteciler Cemiyeti                     Oğuz Uçar

Çorum Gazeteciler Cemiyeti                   Mehmet Yolyapar

Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti        Kadir Sabuncuoğlu

Edirne Gazeteciler Cemiyeti                   Bülent Ayan

Erzurum Gazeteciler Cemiyeti                 Ali Galip Tutar

Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti                Yılmaz Karaca

Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti            Eşref Turan

Gaziantep Gazeteciler Cemiyeti               Halil Zor

Giresun Gazeteciler Cemiyeti                  Mehmet Yüksel

Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti            Naci Sapan

İskenderun Gazeteciler Cemiyeti            Sami Uygur

Kahramanmaraş Gazeteciler Cemiyeti      Abit Vanlı

Kastamonu Gazeteciler Cemiyeti            Abdülkadir Akın

Kayseri Gazeteciler Cemiyeti                  Oktay Ensari

Kırklareli Gazeteciler Cemiyeti                 Selim Tıran

Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti                  Kazım Ertek

Konya Gazeteciler Cemiyeti                   Oğuz Özteke

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti                İhsan Tunçoğlu

Malatya Gazeteciler Cemiyeti                 Haydar Karaduman

Manisa Gazeteciler Cemiyeti                  Ertuğrul Aytaç

Mersin Gazeteciler Cemiyeti                  Ali Adalıoğlu

Muğla Gazeteciler Cemiyeti                   Ünal Türkeş

Ordu Gazeteciler Cemiyeti                    Ali Aydın

Rize Gazeteciler Cemiyeti                      Faik Bakoğlu

Sakarya Gazeteciler Cemiyeti                 Necdet Güngörsün

Samsun 19 Mayıs Gazeteciler Cemiyeti    Necdet Uzun

Seydişehir Gazeteciler Cemiyeti             Şeref Değirmenönü

Trabzon Gazeteciler Cemiyeti               Mehmet Tan

Trakya Gazeteciler Cemiyeti                 Gönül Gökçe

Uşak Gazeteciler Cemiyeti                    Coşkun Özler

Yozgat Gazeteciler Cemiyeti                 O. Hakan Kiracı

Zonguldak Gazeteciler Cemiyeti            Yusuf Günaydın

Kilis Gazeteciler Cemiyeti                      Ahmet Barutçu

Sivas Gazeteciler Cemiyeti                    Aydın Deliktaş

Niğde Gazeteciler Cemiyeti                   Ali Osman Sayın

Karaman Gazeteciler Cemiyeti               Mesut Çetin

Afyon Gazeteciler Cemiyeti                  Arif Yağcı

Nevşehir Gazeteciler Cemiyeti              Muammer Başer

Kırşehir Gazeteciler Cemiyeti                Mehmet Emin Turpçu

Kırıkkale Müstakil                                Cengiz Selci

Adıyaman Gazeteciler Cemiyeti             Ragıp Ersoy

Tokat Gazeteciler Cemiyeti                  Mehmet Kenarpınar

Sinop Gazeteciler Cemiyeti                   Mustafa Genç

Isparta Gazeteciler Cemiyeti                 Zafer Çağlar

Alanya Gazeteciler Cemiyeti                  Mehmet Ali Dim